"Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti için gösterdiği en büyük hedef çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmaktır."
Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder Atatürk'ün aramızdan ayrılışının 70. yıldönümünde Sabancı Üniversitesi Rektörü Tosun Terzioğlu bir konuşma yaptı.
Şüphesiz Atatürk tarihimize yepyeni yön veren bir şahsiyet, bir kimliğe sahipti. Ama biz bugün onu hatırlarken kimi zaman günlük siyasi polemiklerimizde onu kullanırken bir anlamda hangi Atatürk'ten söz ediyoruz? Onu kendi zamanından adeta koparıp bazen de işimize geldiği gibi, kimi zaman kendisine sadece Kemal Atatürk, kimi zaman Gazi Mustafa Kemal Paşa, kimi zaman Mustafa Kemal, kimi zaman sadece Mustafa diye ne yaptığımızı sanıyoruz? Bizim tarihimize yeni bir yön veren, Türkiye'ye sadece Cumhuriyeti kurmakla değil yeni hedefler, çok anlamlı hedefler veren bir kişiyi kendi tarihi bağlamında yaşadığı çağdan, geçmişinden, bir imparatorluğun son 100 yılından kopararak düşünmek, tartışmak ne derece anlamlı, ne derece doğru, ne derece yararlı?
Şüphesiz Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti için öne sürdüğü, gösterdiği en büyük hedef, bugünün deyimiyle, çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak veya eski kelimeleri kullanarak, muasır medeniyet seviyesine varmaktır. Acaba kendi iç çatışmalarımızı, fikir ayrılıklarımızı, fikir farklılıklarımızı abartarak her gün yeni çatışmalara büyük bir hevesle girerek toplumda gerekli gereksiz panik atak yaratarak böyle bir hedefe doğru bir nebze olsun ilerleyebilir miyiz? Çağdaş uygarlık seviyesi, daha iyi öğrenmekten, daha çok araştırmaktan, daha çok üretmekten geçmez mi? Sadece çatışmalarla, polemiklerle oraya varabilir miyiz, bu şekilde hiç ama hiç ilerleyebilir miyiz?
Şüphesiz Anadolu'da kurulan Cumhuriyetimiz kurucularının da çok iyi bildiği gibi bir büyük imparatorluğun tarih sayfalarından silindiği topraklarda, o imparatorluktan kalan insanların büyük çoğunluğunun olağanüstü, insanüstü çabalarıyla kuruldu. Belki çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak demek, bir millet olarak, bir şairimizin de dediği gibi; "tek bir ağaç gibi hür ve bir orman gibi kardeşçesine" yaşamayı becerebilmek olmalı. Yoksa, o ormanda çok değişik ağaçlar var, çamların yanı sıra selviler de var, gelin bu selvilere çam diyelim, onlar vazgeçsinler kendilerine selvi demekten. Yaprak döken meşeler bu toprakta olmamalı, onlar kışın yaprak döküyor, başka yere gitmeli mi demeliyiz?
Tosun Terzioğlu konuşmasını "Farklıklarımız zenginliktir, konuşarak, dinleyerek, araştırarak ve Atatürk'ün manevi mirasçıları olarak, yani ilmi, aklı ve düşünceyi kullanarak ilerlemek daha doğru olmaz mı?" diyerek bitirdi.