
İdil Biret, 20 Haziran 2014 Cuma günü, Sabancı Üniversitesi Gösteri Merkezi'nde gerçekleşen Akademik Yıl Kapanış Konferansı'nda Sabancı Üniversitesi 2014 Mezuniyet Sınıfı ile biraraya geldi. İdil Biret konferansta Türkiye'de klasik müzik kültürünün oluşması konulu bir konuşma yaptı. Biret konuşmasının ardından, Chopin - Andante Spianato ve Büyük Polonez Op. 22'yi yorumladı.
"Osmanlı devletinde köklü Batılılaşma hareketi, kendisi de önemli bir Türk sanat müziği bestecisi olan, III. Selim'in askeri reform hareketi ile başlar. Lale Devri'nde sanatsal yaşamın önem kazandığı barışçı dönemde Osmanlı devleti ve Avrupa arasında kültür ilişkilerinin temeli atılır. II. Mahmut'un Batıcı uygulamarıyla 1826 yılında Mehterhane'nin etkinliklerine son verilmiş ve yerine batılı anlamda bir askeri bando kurulmuştur."
"Büyük opera bestecisi Gaetano Donizetti'nin ağabeyi olan Guiseppe Donizetti 'Osmanlı Devleti Muzikaları Umum Mürebbisi' ünvanı ile bu bandonun şefliğine atanır ve Eylül 1828'de İstanbul'a gelir. Göreve başlar başlamaz Donizetti'nin ilk işi porteli notayı öğrencilerine öğretmek olur. O zamana kadar Türkiye'de alaturka müzikte kullanılan Hamparsum sistemini öğrenen Donizetti, bu sistemdeki işaretlerin Batı müziği notasyonundaki karşılıklarını yazarak öğrencilerine kısa zamanda nota 2 okumayı öğretti. Bando ilk konserini 19 Nisan 1829 da kısa parçalardan oluşan bir programla Rami Kışlası'nda verdi."
"Franz Liszt 1847'de İstanbul'da konserler verdi. Liszt, Abdülmecid Han'ın huzurunda çaldığı resital sonrası Padişah'ın kendisine sorduğu sorulara ve kariyeri hakkındaki bilgisinin genişliğine ne kadar şaşırdığını Madame d'Agoult'ya yazdığı bir mektubunda belirtir. Bunun yanı sıra 1848 yılında Chopin İskoçya'da Balmoral Şatosu'nda İngiltere Kraliçesi Victoria için bir resital verir. Kraliçe o akşam günlük defterine şunu yazar "bugün bir piyanist konser verdi". Kraliçe Chopin'i tanımamaktadır."
"Yakın zamanda Meclise sunulmak üzere hazırlanan Türkiye Sanat Kurumu (TÜSAK) kanun tasarısına göz atınca da, çok kritik bir devreye girdiğimizi de anlıyoruz. Değerli bestecimiz Muammer Sun 'bu kanun tasarısı meclisten geçtiğinde Türkiye'deki müzik ve sahne sanatları alanındaki devlet sanat kurumları kapatılacak, sanatçılar dağıtılacak, ülkemizin müzik ve sahne sanatları birikimi bu kanunla yok edilmiş olacaktır. Ülkemizdeki bu kurumların her biri çağdaş, ulusal, evrensel birikimi simgeler. Bu birikimin yok edilmesi, Türk toplumunun ulaştığı uygarlık düzeyinin yok edilmesi demektir.' diyor.
Eğer TÜSAK yasa tasarısı Mecliste kabul edilirse benim sekiz yaşımdan itibaren Fransa'da tahsil etmemi sağlayan 'Güzel Sanatlarda Fevkalâde İstidat Gösteren Çocukların Devlet Tarafından Yetiştirilmesi' hakkındaki Kanunun yürürlükten kaldırılacağını da belirtmek isterim. İlk olarak 1948 yılında çıkarılan bu kanun olmasa idi ben de belki şimdi burada, karşınızda olmayacaktım. Bu Kanun ile ilgili çalışmalarla ilgili olarak başta dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü olmak üzere Milli Eğitim Bakanları Hasan Ali Yücel ve Şemseddin Sirer, Fuad Umay ve diğer Milletvekilleri ile Güzel Sanatlar Müdürü Cevad Memduh Altar'ı bu vesile ile saygıyla anmak isterim."
"Geçenlerde söyleşi yapmak için New York'tan beni arayan Amerikanın en önemli gazetelerinden birinin muhabiri ilk olarak, "Türkiyede klasik müzik bir elit azınlık için yapılıyor, değil mi?" diye sordu. Bu konuda, yanlış bilgilendirilmişti ve muhtemelen Türkiyede klasik müziğin bir kaç büyük şehirdeki festivallerle sınırlı olduğunu zannediyordu. Bugün size anlattıklarımı kısaca ona da anlatarak Cumhuriyet Devrimlerinde klasik müziğin yerini ve önemini izah ettim. Konuyu şimdi daha iyi anladığını sanıyorum."
İdil Biret, konuşmasının ardından, Chopin - Andante Spianato ve Büyük Polonez Op. 22'yi yorumladı.