
Harvard Üniversitesi Öğretim Üyesi Gökhan Hotamışlıgil, 19 Haziran 2015 Cuma günü, Sabancı Üniversitesi Gösteri Merkezi'nde gerçekleşen Akademik Yıl Kapanış Konferansı'nda 2015 Mezuniyet Sınıfı ile biraraya geldi. Gökhan Hotamışlıgil 'Yarışma, Dayanışma ve Kalabalığa Karışma' başlıklı bir konuşma yaptı.
"Poziyonla ilgili bir rahatsızlığı var insanın. Tepedeki pozisyonla ilgili."
"[İnsan] yakın zamana kadar mazlum kategorisinde olduğu için kendi özgüveniyle ilgili problemleri var. Bir sürü korkuları, anksiyeteleri var. Pozisyonla ilgili bir rahatsızlığı var insanın. Tepedeki pozisyonla ilgili. Belki siz de farketmişsinizdir. O yüzden de insanlar bilinenin aksine daha gaddar ve tehlikeli olabiliyor. Bu anksiyete, pozisyon korkusu nedeniyle.
"Aşk ve Savaş" İkilemi
Yok oluş işlemi nasıl oluyor? Nasıl insanlar yok etme işlemini gerçekleştirebiliyor, kendilerini, bütün dünyada ve her tarafta? Orada da bir sürü hipotezler var. Benim kafamda bu 'Aşk ve Savaş' ikilemi. Şu andaki entelektüel dövüş. İşte bir kısım diyor ki: Neandertaller, Homo sapiensler ve diğer Asya'daki akrabalarımız birbiriyle aşklar yaşıyorlar, aileler kuruyorlar, sevişiyorlar çocuklar yapıyorlar, yavaş yavaş bunlar birbirinin içine karışıyor. Bu şekilde her taraf Homo sapiens oluyor.
"Ama kesin olarak bazı Neandertallerle bazı Homo sapiensler beraber olmuşlar."
Ama o da çok yakın zamanda ortaya çıktı. İnsanın DNA'sı sekanslandığında içinde yüzde 2 ile 4 oranında Neandertal dizileri var. Düşük bir oran ne kadar süreçte geliştiğini düşünürseniz. Ama kesin olarak bazı Neandertallerle bazı Homo sapiensler beraber olup bebek yapmışlar. Bunu artık reddetmemize imkan yok. Hatta Asya'daki biraz daha modern toplumlara bakarsanız oralarda Homo erectus'un genleri daha yüksek oranda bulunabiliyor. Mesela Denisovan'ların genleri yüzde 6 oranında bulunabiliyor. Bu tamamen şeyi açıklamıyor. Demek ki bizimkiler önce sevişmişler sonra savaşmışlar. Tıpkı bu zamanki insanlar gibi. Sonra da Homo sapiensler hakikaten şeyi ortadan kaldırıyorlar.
"Homo sapienslere birşey oluyor ve bunlar olmayan şeyleri hayal etmeye başlıyorlar."
Nasıl beceriyorlar bu işi? O tarih dönümüne bakarsanız tam kognitif devrimin ortasında 25.000-30.000 sene geçtikten sonra hala kardeş kardeş yaşarken bu homo sapienslere bir şey oluyor ve bunlar olmayan şeyleri hayal etmeye başlıyorlar. En güzel örneği de bu: 32.000 senelik yarısı aslan yarısı insan. Hayal ürünü şeyler ortaya çıkınca. Hayaller çok daha heyecanlı gerçeklerden. Şimdi ben burada size moleküler biyoloji dersi anlatsam 10 dakikadan fazla felaket bir şey olur. Hikaye daha cazip geliyor, bir şeyin hikayesini yazarsanız. İşte insanlar da bunu öğreniyorlar. Daha önce bilmedikleri, görmedikleri şeyler hakkında hikayeler yaratmaya başlıyorlar, hayal ürünü şeyler yaratıyorlar. Zaten bu da tam bu kognitif devrimle, yani kavram devrimiyle beraber geliyor ve böyle acayip şeyler ortaya çıkıyor. Mitolojiler ve efsaneler ortaya çıkıyor. İşte batıl itikadlar, peri masalları, tek boynuzlu atlar ortaya çıkıyor.
Bu hikayelerin avantajı önce hikayeyi söylüyorsunuz; mesela diyor ki ben aslanla insanı gördüm diyor. O yüzden aslan bizim kabilenin ruhunu koruyan bir semboldür diyor. Bundan sonra aslana tapınacağız diyor. Üç beş kişi buna ikna oluyor. Üç beş kişi ikna olunca diğer taraftakiler kıskanıyor. Yani daha önce birbiriyle ilişki kuramayan insanlar bu semboller etrafında toplanabiliyor. Bu da ortalığı kasıp kavuruyor. İnsanlar artık hiç görmedikleri, dokunmadıkları, tatmadıkları, bilmedikleri, duymadıkları şeyler hakkında konuşmaya başlıyorlar, anlatmaya başlıyorlar, resimler çiziyorlar; mağaralara gidiyor görüyorsunuz. Ama bu hayal ürünü şeyler başlayınca o zaman muazzam bir "power" geliyor, müthiş bir güç; insanları organize edebiliyorsunuz; çok sayıda insanı, birbirini hiç tanımayan. O zamana kadar hep akraba olman gerekiyor. Ama bu gelince akraba olmadan bir çok insan bir araya gelebiliyor."