Bizans ve Venedik: Diplomatik ve Kültürel İlişkiler Üzerine

Birinci Basım, Haziran 2000
Sabancı Üniversitesi Yayınları
975-8362-05-4
  Önsöz VII
  Kısaltmalar IX
  Bizans ve Venedik dünyası haritaları XI
1. Bölüm Venedik: Bizans eyaleti 1
2. Bölüm Venedik: Bizans himayesi 19
3. Bölüm Venedik: Bizans'ın müttefiki 34
4. Bölüm Venedik: Bizans'ın ortağı 48
5. Bölüm Bizans, Venedik ve Birinci Haçlı Seferi 65
6. Bölüm Yolların ayrılması 80
7. Bölüm Fırtınadan önceki sessizlik 99
8. Bölüm Dördüncü Haçlı Seferi 118
9. Bölüm Bizans'taki Venedik: Romania İmparatorluğu 140
10. Bölüm Venedik: Yitik bir davanın bayraktarı 156
11. Bölüm Bizans, Venedik ve Anjou'lular tehdidi 177
12. Bölüm Bizans, Venedik ve Cenova 200
13. Bölüm Çatisan çikarlar ve yarisan talepler 216
14. Bölüm Bizans, Venedik ve Türkler 234
15. Bölüm Bizans: Ticari rekabetin kurbanı 252
16. Bölüm Venedik'in çıkarı ve onuru 270
17. Bölüm Mücevherlere karşılık bir ada 283
18. Bölüm Bizans: Türkler'e Tutsak, Venedik'e Borçlu 303
19. Bölüm Bizans'ın iyimserliği ve Venedik'in bocalaması 324
20. Bölüm Bizans: Venedik'in duacısı 344
21. Bölüm Tüm Hıristiyanlık için haberlerin en kötüsü: Konstantinopolis'in düşmesi 366
22. Bölüm Miraslar ve borçlar 393
  Bizans imparatorları 407
  Venedik doge'leri 408
  Kaynakça 409
  Dizin 437

Ortaçağ başlarının en varlıklı ve en masalsı iki Hıristiyan kenti olan Konstantinopolis ve Venedik, Ege ve Adriyatik denizleri tarafından birçok deniz miliyle birbirinden ayrılmıştı. Birinden diğerine deniz yoluyla ulaşım altı ila sekiz hafta alıyordu. Gene de, bu iki kent uzun bir gelenekle, karşılıklı savunma gereksinimleriyle, ticaretle ve kültürle birbirine bağlanmıştı. Bizans ya da Doğu Roma İmparatorluğu'nun bir vilayeti olarak doğdu Venedik; imparatorluğun başkenti Konstantinopolis'e ya da Yeni Roma'ya uzak bir taşra kentinin bağlarıyla bağlıydı. Büyüdükçe bu imparatorluğun müttefikine dönüştü, ergenlik çağında ortağı oldu, olgunluk çağındaysa Bizans dünyasının çözülmekte olan yapısı içinde geniş sömürgelerin sahibi olaral belirdi.

Kuramsal olarak, Bizans ve Venedik, uzak olmakla birlikte iki dost ülkeydi. Aralarındaki ilişki beşinci yüzyla kadar uzanır. Uygulamada ise, çoğu kez uyuşmazlık halindeydiler. Dilleri, sahip olduları Hıristiyan inancının biçimleri ve her şeyden çok da siyasetleri farklıydı. Antik Roma geleneğinin mirasçısı Bizans, evrensel imperium düşüncesinden asla vazgeçmedi. Venedik ise, daha az talepkâr, daha kurnaz ve daha gerçekçiydi. Venedik, kendisine göz dikmiş durumdaki Bizans'tan daha yakın ve daha tehditkâr batı krallıkları ve imparatorlukları tarafından kuşatılmış durumdaydı. Venedikliler deniz kıyısında yaşıyor ve deniz ticaretiyle geçiniyorlardı. Bizanslılar ise karayı tercih etmişlerdi. Gerçi bir imparatorluk donanmasına sahiptiler ama büyük bir ticaret filoları yoktu. Bizans'ın yönetici sınıfları, ticareti asaletlerine yakıştıramıyorlardı. Konstantinopolis Avrupa ile Asya'nın buluştuğu noktada, dünyanın merkezinde bulunduğundan, dünya ticaretinin kendi ayaklarına gelmesini bekliyorlardı. Hiçbir zaman kapitalizmin ve piyasa ekonomisinin karmaşıklıklarında ustalaşmadılar. Venedikliler hem doğaları gereği, hem de zorunluluklar sonucu tüccardılar. Bizans'ın refahı, Venedik tüccarlarını mıknatıs gibi çekiyordu. Debdebe ve şaşaaya, merasimlere ve ihtişamlı giysilere yaradılıştan büyük bir yakınlık duymalarına rağmen, Venedikliler monarşiye karşıydılar; saray ve kültür yaşamlarının donanımı için de Kentlerin Kraliçesi'ne, Konstantinopolis'e yöneldiler. Venedik, kökler, Latin Batı'ya sımsıkı dikilmiş, ama Yunan Doğu'dan kaynaklanan ihtişamın ışınlarını yakalamak için sürekli olarak o yöne eğilen bir ayçiçeğine benziyordu. Bizans hakkında pek çok kitap yazılmıştır, Venedik için de öyle. Birçok bilim insanı, araştırmalarını bu ikisi arasındaki ilişkinin şu ya da bu yönüne veya dönemine odaklamıştır. Ancak , bildiğim kadarıyla, Venedik Cumhuriyeti'nin kuruluşundan Bizans İmparatorluğu'nun 1453'teki yıkılışına kadar geçen bin yıllık dönem boyunca süren bu ortaklığın tarihini şimdiye dek yazmaya çalışan olmamıştır. Ondokuzuncu yüzyıla mensup bir Yunanlı tarihçi, bir bakıma Bizans bürokrasisinin mirasçısı olan Venediklilerin çok fazla sayıda memura ve bunun bir sonucu olarak da çok fazla arşive sahip olduğuna işaret etmişti. Venedik'in Bizans'taki ticareti ve ticarî çıkarlarıyla ilgili çok sayıda Venedik belgesi, bir kitabı dolduracak kadardır. Ben en çok Bizans ile Venedik arasındaki diplomatik ve kültürel değişimler üzerinde durdum; bununla beraber, bunca farklı kültürlere sahip bu iki merkez arasında gelişen aşk-nefret ilişkisinde ticareti bir hayatî bir etken olarak değerlendirmeye çalıştım. Bu kitaba Konstantinopolis ve Venedik adını koymak da mümkündü. Ama bu, Konstantinopolis'in, Venedikliler'in yarı hayran olup yarı küçümsedikleri, sonunda kendi çıkar ve şerefleri adına sahiplenmeye sömürmeye çalıştıkları çok daha kapsamlı bir dünyayı döndüren çarkın merkezi olması gerçeğini gölgeleyebilirdi.

Kaynakça, kimlere gönüül borcu duyduğumu belirtecektir. Her şeyden önce, Bizans ile Venedik'in uzun tarihleri için, bu alandaki Yunanca, Latince ve diğer özgün kaynaklara borçluyum. Modern tarihçiler arasında özellikle, ben bu kitap üzerinde çalışırken vefat eden merhum Freddy Thiriet'ye; kendisi çok daha iyisini yapabilecekken, bana bu kitabı yazma fikri ve iznini veren Sir Steven Runciman'a şükranlarımı sunarım.

Donald M. Nicol*

Londra, 1987

(*) Donal M. Nicol, Londra Üniversitesi emekli profesörlerindendir.

Donald M. Nicol'ın Bizans ve Venedik: Diplomatik ve Kültürel İlişkiler Üzerine Bir Araştırma adlı yapıtı, Akdeniz dünyasının ötesine uzanan karmaşık ve ilginç Ortaçağ haritasını okurun hem Bizans göüyle doğudan, hem de Latin gözüyle batıdan okuyabilmesi için bir pencere açıyor. Yazar, doğu ve batının kesiştiği noktada Konstantinopolis ve Venedik'in, ikisi de Hıristiyan olan ama farklı diller konuşan, değişik zihniyetlere sahip ünlü, zengin ve gizemli kentlerin ekseninden, dönemin kültür dinamiklerine ve ticaretteki kıyasıya rekabet ortamına duyarlı bir bilimsel bakış getiriyor. Kitapta, ticari, askeri kayıtlar ve diplomatik yazışmalara dayanarak, denizde ve karada uluslararası dengeler, Konstantinopolis'te yaşayan Cenevizliler, Venedikliler, Anconalılar, Pisalılar ve yerli Rumlar'ın bazen barışçıl, çoğu zaman da çalkantılı ilişkileri, kentteki Venedik meyhanelerinin sayısı ve ithal şaraplara getirilen kısıtlamalar gibi ayrıntılarla akıcı bir biçimde anlatılıyor. Ayrıca, Bizans'ın bu kadar uzun zaman ayakta kalışının ve sonunda çöküşünün nedenleri üzerine de okura düşünce malzemesi sunuyor.

Suna Güven, ODTÜ Mimarlık Tarihi