Ilkçag Tarih Atlasi

The New Penguin Atlas of Ancient History

Ikinci Basim, Eylül 2005
Sabancı Üniversitesi Yayınları
975-8362-41-0
Yayıncının Notu [IV]
Giriş 1
IÖ 40.000 14
IÖ 12.500 16
IÖ 9000 18
IÖ 5500 20
IÖ 4000 22
IÖ 2750 24
IÖ 2250 26
  İÖ 2250'de Okuryazarlık 28
IÖ 1800 32
IÖ 1275 36
  İÖ 1275'te Kentler ve Ticaret Yolları 40
IÖ 980 44
IÖ 820 46
IÖ 670 48
  İÖ 670'te Okuyazarlık 50
  İÖ 670'te Kentler ve Ticaret Yolları 52
IÖ 560 54
IÖ 515 56
IÖ 415 60
IÖ 415'te Nüfus 62
  İÖ 415'te Okuryazarlık 64
  İÖ 415'te Kentler ve Ticaret Yolları 66
IÖ 375 68
IÖ 323 70
IÖ 301 72
IÖ 270 74
IÖ 220 76
Ikinci Pön Savasi: IÖ 218-201 78
IÖ 192 81
  İÖ 192'de Kentler ve Ticaret Yolları 83
IÖ 145 84
IÖ 74 86
IÖ 44 88
IS 14 90
  İS 14'te Kentler ve Ticaret Yolları 92
IS 79 94
IS 138 96
IS 230 98
IS 305 100
IS 362 102
  İS 362'de Nüfus 104
  İS 362'de Kentler ve Ticaret Yolları 106
  İS 362'de Hıristiyanlık 108
Ekler ve Dizin [111]
Ek 1: Roma Eyaletleri: İÖ 240 - İS 240 112
Ek 2: Haritaların Yapımı Üzerine Notlar 114
Dizin 116
Dizin Haritası: A 123
Dizin Haritası: B 124

Yayıncının Notu

Colin McEvedy'nin dört ciltlik tarih atlası dizisinin Yakınçağ, Modernçağ ve Ortaçağ ciltleri yayımlandı. Elinizdeki İlçağ cildi bu dizideki son kitap.

Ilkçag Tarih Atlasi, diger ciltlerle karsilastirildiginda, çok daha genis bir zaman dilimini kapsamaktadir: "Klasik Çag" olarak bildigimiz Greko-Romen tarihinin, Mezopotamya'daki ilk sehir devletleri döneminin, Misir Imparatorlugunun da ötesine, tarihöncesine uzanmaktadir. Dolayisiyla bu atlas bir bakima evrensel tarihin ve cografyanin temel kavramlarini kazandirmayi ya da tazelemeyi hedeflemektedir. Bunun yani sira, bu uzun tarih diliminin sürekliligini ve kesintilerini cografi bütünlük sayesinde gözlemlemeye yardim edecektir. Kitabin baz haritasinin ölçeginin önceki ciltlerinkilere göre biraz daha küçük olmasi da harita çerçevesini mümkün oldugunca genis tutma geregidir. Yakindogu ve Afrika'nin daha genis kisimlarini kapsayan bu ciltte cografi merkez Anadolu'dur.

Yazının henüz var olmadığı, ya da henüz çözülememiş yazı veya yazıtlar kalıt bırakmış olan dönemlere uzanmanın bir sonucu, hem tarih yazımının hem de kimi başka disiplinlerin yöntemlerinin tartışma gündemine gelmesidir. Bir yandan yerleşmiş varsayımları tartışmak, diğer yandan yeni varsayımlarda düşünebilmek gerekir. tarihsel bilginin olmadığı yerde arkeolojik bilgiyi yardıma çağırmak kaçınılmazdır, ama bu bilginin tarihçinin eleştirisinden geçmesi gerekir. 19. yüzyıl filolojisinin en önemli buluşlarından olan dil aileleri fikri, böyle geniş kapsamlı bir tarih için vazgeçilmez bir araç sağlamaktadır; hatta bu alanda yeni varsayımlara bile girişmek gerekmektedir. Hint-Avrupa Dilleri ve bu dilleri konuşmuş olan halkaların tarihöncesindeki tarihleri, arkeolojiden elde edilen ipuçlarıyla birleştirilerek biraz olsun aydınlatılabiliyor. İnsanın yeryüzündeki ilk varoluşuyla ilgilenen paleontoloji, mağara resimlerini yorumlamakta başvurulan karşılaştırmalı antropoloji, ayrıca filoloji ve linguistik gibi disiplinlerin rolü, birlikte nasıl işleyebilecekleri vb. hakkında Colin McEvedy giriş bölümünde yeterinde tartışıyor; bu bölümün öncelikle okunmasının yerinde olacağını belirtelim.

Haritaların işaretlendirilmesine ilişkin hiçbir açıklamaya gerek yok, çünkü özel işaretler yok denecek kadar az, olanlar da harita üzerinde açıklanmış durumdalar. Mezopotamya şehir-devletleri dönemine gelinceye kadar haritada göreceğimiz "Hint-Avrupa Grubu", "Afrika-Asya" grubu, "Ural Grubu" gibi adlandırmalar, dil grupları kavramından hareketle etnik gruplar varsayımına götürüyor. (Bu konuda da okuru Giriş bölümüne gönderiyoruz). Giriş bölümündeki şekiller haritalardan farklı ele alınmalı. Bunlardan bir kısmı baz haritanın çevresinin nasıl belirlendiğini göstermeye, bir kısmı "şehir devleti" gibi, "kıyı toplumlları" gibi kavramları tartışmaya bir kısmı dil gruplarını şematize etmeye, bir tanesi de beşeri haritalarda gösterilemeyecek olan doğal yapıyı -betimleyici bir coğrafi metin eşliğinde- aktarmaya yöneliktir. Kitabın sonunda dizin bölümündeki iki dizin haritası (A ve B olarak adlandırılmıştır) Metinde adı geçen kent, bölge ya da dağ, ırmak ve bunun coğrafi varlıkların yerini bulmayı kolaylaştırmak içindir.

Çeviriyi ilgilendiren sorunlara gelince, özel adlar ve yabanci dilde sözcüklere iliskin birlaç deginmede bulunalim. Özel adlarin, yaziminda Ana Yayincilik'in yayimladigi AnaBitannica (1992) temel alindi. Ilkçag Tarih Atlasi, Roma Imparatorlugu'nun en genis sinirlara ulastigi zaman bitiyor, yani antik dönemin ötesine hiç geçmiyor. Dolayisiyla, bu kitapta, belli bir süreklilik içinde ama degisime ugramis olarak bugüne kadar gelmis yer ve özellikle kent adlari, anakronizm hatasi islememek için, eski halleriyle kullanıldı. Yani Antakya değil Antiokheia, İznik değil Nikaea, İzmir değil Smyrna. Ayrıca köşeli parantezlerle bu gibi adların güncel biçimleri belirtildi. Yabancı dillerden gelen kimi terimleşmiş sözcükler (örneğin Almanca Heimat: anayurt, İngilizce Urnfield: kül tarlası) Türkçeleştirilmeden alındı ve Körös-Kriş gibi, La Téne gibi terimleşmiş başka özel adlar gibi italik karakterde basıldı.

Ilkçag Tarih Atlasi, IÖ 40.000'lere uzanan üst paleolitik dönemin basindan, Roma Imparatorlugu'nun en genis sinirlarina ulastigi IS 362 tarihine kadar olan süreci ele aliyor. Kitap, Anadolu'yu merkez alarak, Avrupa'nin tümü ve Afrika ile Yakindogu'nun büyük bölümünü kapsayan cografyada, Ilkçag kültürlerini bütüncül bir biçimde inceliyor. Neolitik devrimin Anadolu'dan Avrupa'ya ve Orta Afrika'ya kadar yayilmasi; Mezopatamya'daki ilk sehir devletlerinden itibaren uygarligin dogusu; Akdeniz dünyasinin çekirdegini olusturacak olan Grek yayilmasi; agirlikla Kelt unsurdan olusan Avrupa'nin Roma döneminden itibaren giderek Akdeniz dünyasinin etkisine girmesi; Colin McEvedy'nin kolay anlasilir metni ve kronolojik düzendeki elliden fazla harita esliginde adim adim izleniyor.